Tatil Günlükleri #4: Mağaradakiler

İki haftalık tatilden sonra Kurban Bayramı için Yozgat’a gitmiştim. Bayramın ardından hem akraba ziyareti yapmak hem de biraz daha Ege havası alabilmek için tekrar İzmir’e geçtim. İzmir’de kitaplar ve yazarlar hakkında konuşabildiğimiz bir muhabbet ortamında ( sürekli böyle ortamlarda bulunurum 🙂 ) çok sevdiğim bir abim Cemil Meriç’ten şu sözlerle bahsetti: “O kadar çok okumuş ki sadece kendisinin anlayabileceği kitaplar yazmış…” Şakayla karışık öyle güzel anlatmıştı ki Meriç’i ve kitaplarını, İstanbul’a döner dönmez yapılacaklar listesine ekledim…

Devamını Oku

Tatil Günlükleri #3: Ben buradayım

Zorunlulukları az, dinlenebileceğim bir tatil yeri ararken Turunç’ta buldum kendimi. Üç tarafı dağlarla, bir tarafı denizle çevrili bu yerde sadece uyku ihtiyacımı gidermek ve kitap okumak niyetindeydim. Bir nevi emekli tatili…Aklımda kalmasın, görmediğim bir yer olmasın diye gelir gelmez bir bisiklet kiralayıp tüm alanı gezdim. Zaten küçük bir yer, hemen bitti. Diğer yakın beldelere gitmek için dağı aşmak ya da denizi geçmek zorundasınız. Benim ikisine de enerjim olmadığından kalan günlerde vakit geçirebileceğim yerleri bulmak durumundayım…

Devamını Oku

Tatil Günlükleri #2: Akyaka’da dört gün

Bilmediğim, daha önce gelmediğim bir yere geldiğimde o bölgenin popüler aktivitelerini yapmak zorunda hissediyorum kendimi. Yapmazsam beni şehirden atacaklarmış gibi geliyor. Hâlbuki bir şeyleri yapmak zorunda olmak, hayatımın son on senesinde en çok şikayet ettiğim konuların başındadır…

Akyaka’ya geldiğim günün akşamı birileri ışınlanmayı bulmuş olsa, tüm varlığımı verme pahasına onu kullanmak isterdim. Öylesine sıkışık ve bunaltıcıydı ki buraya gelerek büyük bir hata yaptığımı, bundan sonraki üç günün de benzer geçeceğini düşündüm. Çok fazla vakit kaybetmeden otele döndüm ve otel işletmecisi Eray Abi ile kalan üç gün için bir plan çıkardık. İlk gün şehirden uzaklaşacaktım, mümkün olduğunca uzağa… Devamını Oku

Tatil Günlükleri #1: Foça ve bilim üzerine notlar

Sene boyunca iş hayatına dair sitemlerimin kesin olarak son bulduğu iki dönem var. Biri yazın kullandığım izin, diğeri şubatta yatan prim. Tatil günlüklerimi paylaşacağım yazı dizisine hoş geldiniz.

Tatil alışkanlığı ile büyümüş biri değilim. Bu seneyi saymazsak, son iki senedir tatile çıkabiliyorum ve tatile dair edindiğim en önemli tecrübe, tatili olabildiğince uzun tutmak… Bu sene de Kurban Bayramı öncesini ve sonrasını yıllık iznimle birleştirdim ve dört haftalık tatilin ilk bölümünü, geçen sene tatilin son kısmını geçirdiğim Foça’ya ayırdım. Bir Foça efsanesine göre kara taşa basmışım. Bu taşa basanlar bir daha kopamazmış Foça’dan. Ben de kolay kolay kopabileceğimi sanmıyorum. 🙂 Bu sene dört gece konakladım Foça’da. Bir kitap, bir belgesel serisi bitirdim. Biraz kitap ve belgesel hakkında biraz da Foça hakkında yazmak istiyorum. Devamını Oku