Blockchain popülaritesini kaybetti mi?

Yakın bir zamana kadar kurumdaki çalışmalarımızda epey yer kaplıyordu blockchain. Konsepti ve teknolojiyi anlamak, mevcut framework’leri inceleyebilmek amacı ile blockchain’e oldukça uygun olduğunu düşündüğümüz bir senaryo üzerinden prototip çalışmıştık. Çalışma ile ilgili detayları Medium hesabından yayınladık. Çeşitli gerekçelerle üretim ortamına alamadığımız projenin park edilmesinden ve teknolojiyi yeterince sindirebildiğimizi düşündüğümüzden blockchain’e olan odağımız zamanla azalmıştı.

Bugünlerde, BKM’nin öncülük ettiği Blockchain Türkiye platformu ile birlikte blockchain yeniden gündemimizde. Kişisel olarak da Hyperledger Fabric’teki gelişmeleri takip etmeye çalışıyorum. Eskiden daha sık karşılaştığım, etkinlik, blog, eğitim videolarının azalmasıyla, acaba dünyadaki blockchain gündemi, popülaritesi nasıl diye merak edip araştırmaya başladım. Notlarımı paylaşayım… 

Büyük şirketler patent konusunda bir yarış içerisindeler ve bu patent savaşları ile ilgili etik konusu birçok tartışma var. Bazı şirketlerin bu teknolojileri ürüne çevirmediği, sadece olası gelişmeler üzerinden bu patentler ile kar etmeyi amaçladığına dair komple teorileri veya patent trollüğü iddiaları diyelim… Acaba nasıl patentler alınmış diye merak ettiğimde, blockchain ve bitcoin ile ilgili patent gelişmelerini yayınlamak üzere kurulmuş bir internet sitesine denk geldim. Raporlara erişim için BTC talep ediyorlar! Blockchain’in halen popüler olduğunu anlamaya bu internet sitesi bile yetebilir sanırım. Bitcoin’im olmadığı için, farklı alternatiflere yöneldim. 🙂

PCT’den bazı patentleri incelemeye, anlamaya çalıştım. Blockchain temellerinde olan, “işlem güvenliği, mutabakat, kimlik ve yetkilendirme yönetimi” gibi birçok konuda patentlerin alındığını gördüm. IBM, Hyperledger Fabric’te yapılan bazı geliştirmeler ile ilgili, diğer birçok firma da IoT gibi kullanım alanlarında patent almışlar. Hepsini detaylı olarak incelemedim ama bu şirketlerin bu kadar patent yarışında olması, “acaba treni kaçırıyor muyuz?” diye düşündürdü…

Kurumlar arası patent savaşlarından ayrılıp, bireysel olarak fikirler neler diye baktığımda ise geliştiriciler arasında ikiye bölünme durumu söz konusu. Blockchain’e “hype, overrated” gibi kelimelerle saldıranlar ile blockchain’in dünyayı değiştireceğine inanlar fikirsel düzlemde çarpışıyorlar. Kimisi blockchain değil, smart contract, DLT dünyayı değiştirecek diyor, kimisi tüm konsepti “overrated” ilan etmiş. Her gördüğümde yüzümde aynı gülümsemeyi oluşturan şu karikatürü paylaşıp, tartışmaların temel noktalarına değinmeye çalışayım.

Blockchain’e karşı olanlar, blockchain ile çözülebilecek her konunun veritabanı sistemleri ile çözülebileceğini; fakat mevcut teknolojilerin çözebildiği birçok konunun (veri bütünlüğü, veri temizleme ve dönüştürme vb.) blockchain ile çözülemediğini ve çözülemeyeceğini düşünüyorlar. Ayrıca, özellikle finansal senaryolarda (kripto paralar) güvenilir bir otoritenin her zaman gerekli olacağı kanısında olan birçok insan var. Bir başka grup, blockchain’in Bitcoin’den daha eski -neredeyse on senelik- bir geçmişi olduğunu, kurumsal şirketlerin ve CEO’ların, Bitcoin’deki finansal hareketliliği görerek Blockchain’i popüler hale getirmeye ve buradan kazanç sağlamaya çalıştıklarını iddia ediyor. Blockchain geliştirme konusundaki teknik zorluklardan bahseden şu yazıda, blockchain karşıtlarının hemen hemen ortak görüşlerine dair birçok detayı bulabilirsiniz. 

Blockchain savunucuları, henüz büyük başarı kazanmış bir senaryonun olmamasına ve mevcut teknolojilerin limitleri olmasına rağmen, smart contract’ların devrim yapacağı, dağıtık verinin değişmezliği ve güvenilirliği ile doğru senaryolarda kullanılabileceğini savunuyorlar. İnternet ve web’in ilişkisi en sık verilen örneklerden biri. Web’in internet ile aynı şey olmadığı, internet bulunduktan sonra ortaya çıkan bir teknoloji olduğu gibi blockchain’in de yeni teknolojiler ve iş alanları ortaya çıkaracağını savunuyorlar.

Medium, Quora, Twitter’da yazılanlar arasında savrulurken bir de blockchain araştırmasına denk geldim. Codementor, blockchain’in çok daha eski bir teknoloji olmasına rağmen, 2017 Kasım ayında blockchain mentörlüğüne olan talebin arttığını tespit etmiş, fakat yeterli sayıda tecrübeli blockchain geliştiricisinin olmaması merak uyandırmış ve topluluğun, blockchain’in geleceği hakkında neler düşündüğünü tespit edebilmek amacı ile bir araştırma yapmışlar. Topluluğun %64’ü blockchain’in abartılan, balon bir teknoloji olmadığını, geleceği olduğunu düşünüyor.  

Bir başka rapor, Gartner’ın 2017’de yayınladığı rapor da ilerde blockchain’in hayatımızı, ya da en azından birilerinin hayatını değiştireceğini ön görüyor. Tabi bu raporun da “overrated” olup olmadığı tartışma konusu… 🙂

Bu kadar tartışmadan sonra teknoloji haberleri yapan birkaç siteden blockchain yazılarına baktığımda kendimi yukarıdaki karikatürdeki “blockchain herşeyi değiştirecek” diyen abi gibi hissettim. 🙂 Birçok ICO dağıtan tokenization projesi, devletlerin ve büyük şirketin blockchain kullanmaya hazırlandıklarına dair haberler, mutabakat yaklaşımlarını değiştirmiş yeni blockchain framework’leri…  Bu noktada, Türk girişimciler tarafından farklı sektörlerde geliştirilen blockchain platformalarını da yazıya eklemiş olayım.

CopyRobo ismi ile başlayıp Proofstack olarak devam eden girişim, telif haklarınının blockchain üzerinde kullanılmasını amaçlıyor. Global Miles, havayolu ve şirket bağımsız mil kullandırma işlemlerinde blockchain kullanıyor. Kimlic kimlikleri blockchain platformuna aktararak, KYC süreçlerini hızlandırmayı amaçlıyor. Further, rezervasyon ve seyahat deneyimini iyileştirmek için kimlik bilgilerinin ve ödeme yöntemlerinin blockchainde tutulduğu blockchain platformu.

Blockhain’in ve yansımalarının derinine indikçe, biraz daha vakit ayırdıkça hem heyecan hem de kuşku uyandırdığı bir gerçek; fakat bir gerçek daha var ki blockchain birçok kişinin gündeminde halen popüler. Kişisel fikrim, teknolojinin “overrated” olduğunu kesinlikle düşünmüyorum, ama blockchain konusunda üretilen fikirlerin çoğunun “hype” etkisi olduğu kanısındayım…

Blockchain senaryoları üzerinde konuştuğumuz bir ortamda, çok hoşuma giden bir tabir duydum: “Galiba ilk defa çözüme problem arıyoruz.” Bu cümlenin temel nedeninin, teknolojiyi özümseyenler (özümsediğini düşünenler de olabilir) ve bir an önce kullanmak isteyenler ile teknolojinin ortaya çıkaracağı ürünün tecrübelileri, alan sahiplerinin ortak paydada buluşamaması olduğunu düşünüyorum. Çözümü mevcut problemlere uydurmak veya olmayan problemleri yaratmaya çalışmak yerine, gerçek problemleri ve geçmiş tecrübeleri değerlendirmekte, olası yeni fırsatları göz etmekte fayda var. Aksi takdirde karar ağacı aşağıdaki gibi geliyor bana. 🙂

 

Leave a Comment.